Yapay Zeka Mario Oynarsa


Bugün tıpkı insan gibi matematik teorileri geliştirebilen, müzik besteleyebilen, hastalıklara doğru teşhis koyabilen, adres tarif edebilen, araba sürebilen, uçak uçurabilen yapay zekalarımız var. İnsan türü olarak kendimizin özel olduğuna inanma eğilimimiz yüzünden, her yeni atılımda "Yapay zeka bunu yapmış olabilir ama şunu asla yapamaz" diyecek birşeyler bulduk. Dört işlem yapabilen ilk bilgisayarlardan beri yapay zekanın tanımı değişmesede, halkın gözünde biraz daha farklı beklentiler uyandıran bir kavram oldu hep. Fakat bugün, binlerce yıldır bilimin küçülen boşlukları yüzünden değişen tüm inançlarımız gibi, insan zekasının taklit edilemez yeteneklerle dolu olduğuna olan inancımızda günden güne erimeye başladı.

Yapay sinir ağları tasarlayan Seth Bling, Nöral Evrim algoritmasını kullanarak Super Mario'yu hatasız bitirmeyi kendi kendine öğrenen bir yazılım yazdı ve "Marl/O" adını verdiği bu programın kaynak kodlarını bireysel projelerde kullanılabilsin diye herkese açık olarak yayımladı. Eskiden 'Veri tabanına örnekler yükleyerek öğretme' gibi yöntemler, yapay zekanın basit bir kümeler hesabıyla gördüğü fotoğraflarda kimlerin olduğunu etiketleyebilmesini sağlasa da(bkz:Facebook), bir çok konuda yetersiz kalmaktaydı.

2017 mayıs ayında Go oyunu dünya şampiyonunu yenen Google DeepMind projesinin 'Alpha Go' adlı yapay zekasıda tıpkı Marl/O gibi nöral evrim algoritması ile geliştirilmişti. Go oyunu sonlu matematiğe dayandığı halde insan ömrü için ve hatta en hızlı bilgisayarlar için oynanması mümkün olmayan sayıda fazla oyun senaryosu barındırıyordu ve insan kadar zekice oynayan bir yapay zeka geliştirmenin tek yolu evrimsel algoritmalardı. Sonuç olarak Çinli dünya şampiyonu Ke Jie, bir makine tarafından ağır yenilgiye uğratıldı. Maçın ardından yeneceği kimse kalmayan AlphaGo'nun kendi kendine oynadığı 40 maçın hamlelerinin listesi, insan Go oyuncuların kendilerini geliştirebilmeleri için Go alemine hediye edildi. Biz lise son öğrencilerine üstünkörü evrimden bahseden üniteyi müfredattan kaldıralım, diğer ülkeler evrimsel algoritmalar sayesinde yakın geleceğin en çok kazandıracak sektörü olan yapay zekada öncü olmaya devam etsinler.

Yapay zekayı geliştirmek için evrimsel mekanizmaları modellemenin en güzel tarafı, doğadaki gibi uzun süre canlıların yaşayıp ölmelerini beklememiz gerekmiyor. Daha doğrusu bu süre videoda görüldüğü gibi simülasyonu beklemekten ibaret ve doğada göremeyeceğimiz sayıda nesil görebilme şansı veriyor bizlere. Binlerce yapay zeka neslini herhangi görevi yerine getirme başarılarına göre eleyerek ve başarılı olanlara benzer yeni nesiller yaratarak hızlıca simule etmek mümkün.

Yapay zekanın ortaya çıktığı kısacık sürede bu kadar gelişmesi ve milyonlarca yılda ortaya çıkan insan zekasını daha şimdiden bir çok konuda geçmesi bizi şaşırtmamalı. Çünkü zannedilenin aksine evrim; zeka ya da x özelliğininin sürekli gelişmesi değildir. Evrim iklim şartlarına ve yaşam biçimine göre avantaj sağlayan özelliklere sahip bireylerin daha çok hayatta kalması ve daha çok üremesi sonucu sonraki nesillerde oluşan genetik değişimdir. İklime ve yaşam şartlarına göre oldukça değişkenlik gösteren bu avantajlı özellikler her nesilde birikerek önce mikro evrime ve uzun vadede makro evrime(cins, tür ve familya) yol açarak muazzam çeşitliliğe yol açarlar.

Zekâ adeta diğer hayvanlarda ön plana çıkan fiziksel özelliklerin getirdiği her avantajı sağlayabilen bir joker özellik gibidir. Zekâmız sayesinde; besine daha iyi ulaşabilme, hastalıklara daha dirençli olabilme, zorlu iklim şartlarından ve diğer canlılardan korunabilme konularında işe yarayan binlerce basit fiziksel özelliğe ihtiyacımız kalmamış olabilir. Fakat kürk, pençe, boynuz, hız, çeviklik, görme kalitesi, gece görüşü, etoburlarda gözün önde olması, otoburlarda daha açılı veya yanlarda olması gibi birçoğu vücuda zekâ kadar enerji yükü oluşturmayan basit fiziksel özellikler çok daha sıklıkla ortaya çıkar ve doğal seleksiyon tarafından çok daha fazla desteklenirler.

Elbette bu demek değildir ki diğer canlılarda zekâ yok. Bir sinir sistemi ve beyni olan her canlının zekâsı olduğunu biliyoruz. Fakat beyin, enerjinin ve dolaşımdaki kanın büyük kısmını kullanan bir organ olduğu için gerekli şartlar sağlanmadıkça doğal seleksiyonun bizdeki kadar büyüteceği bir organ değildir.

Her özelliğin hayatta kalmayı ve dolayısı ile üremeyi en az onun kadar destekleyen binlerce alternatifi varken, zekanın evrim tarafından sürekli desteklenen en yüce özellik olduğunu düşünmek ya da evrimi basitten gelişmişe giden bir süreç olarak algılamak yanlıştır. Bakteriler yeryüzünün en basit canlıları olmalarına rağmen bizden çok daha uzun süredir buradalar ve bizden önce yok olacağa da benzemiyorlar çünkü onlar sayesinde yaşıyoruz.

Sonuç olarak sayısız özellik arasından sadece zekâ odaklı tasarlanmış bir yapay seleksiyon, hali hazırda insan zekasını ortaya çıkaran doğadaki evrimden kat ve kat hızlıyken, birde buna sanal ortamda binlerce neslin yaşam süresini beklemek gerekmediğini eklersek, önümüzdeki 50 yılda neler olacağı ortada. Bazı film ya da dizilerin gerçek olması olası...



Yorumlar